DOLAR 8,573
EURO 10,132
PARİTE 1,181
ALTIN 496,409
FAİZ 18,730
BİST 1.360,7
BİST30 1.459,7
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 33°C
Az Bulutlu

Adalete Güven

15.11.2019

Adalet, insanlığın var oluşundan bu yana en kadim ve ilahi kavramdır. İlk insan Hz. Âdem ve Havva’dan, Habil ile Kabil’den beri her dönemde insanlar adaleti sağlamaya çalışmıştır. Birçok tanımı olmakla birlikte ünlü hukukçu Ulpianus’un ‘adalet; şerefli yaşamak, kimseye zarar vermemek, herkese hakkını vermektir.’ tanımı genel kabul görmüştür. Bu tanımdan hareketle toplumlar adalet arayışına girmiştir ve hala bu arayışa devam etmektedir.

İdeal sistemi bulmak ve uygulamak adına dünyada farklı sistemler kurulmuş olup ortaya çıkan ihtiyaçlara yönelik düzenlemelerle de bu sistemler güncel tutulmaktadır. Günümüze gelince dünyada olduğu gibi ülkemizde de adaleti sağlama, yargılamagibi konularda her gün tartışmalar yapılmakta ve sistemsel sorunları çözmek adına reformlar gerçekleştirilmektedir. Maalesef toplum tarafından ‘Ben seni mahkemeye vereyim de sürün!’ gibi söylemlerle insanların adaleti bulacağı yer olan mahkemeler, tehdit unsuru olarak kullanılan yerler haline gelmiştir.

Sistemsel eksiklikler olmakla birlikte uzlaşı kültürünün azalması; mahkemelerin iş yükünün artmasına ve karar tesis edilmesinin uzamasına sebep olmuştur. Bu nedenle de hakkını arayan bir kişinin hakkını elde etmek için yıllarını geçirmesi, bu sırada yıpranması ve belki ciddi maddi kayıplar yaşamasına neden olmaktadır. Geç gelen adalet, adalet değildir, diyerek halkın adalete güveni sarsılmaktadır. Doç.Dr. Emir Kaya’nın ‘Türkiye’de Hukuk Zihniyeti’ kitabında da değinmiş olduğu gibi sadece halkın değil adalet sağlayıcılarının da adalete güvenlerinde soru işaretleri bulunmaktadır. Büyükşehirlerde yıllık iki bin ile üç bin dosya arasında dosyaya sınırlı süre içerisinde bakmak zorunda kalan ve bu sırada tarafları dinleme, delil toplama zorunluluğu bulunan adalet sağlamakla yükümlü hâkim ve savcıları eleştirirken bu iş yükünü de düşünerek konuşmak daha vicdani olacaktır. Bu hususta yeni yargı reformuyla önemli değişiklikler yapılmış, tutukluluk süreleri azaltılmış ve birçok suç mahkemeye gitmeden çözüm üretmek adına uzlaşmaya tabi olmuştur. Yargıya güvenin artırılması, makul sürede yargılanma hakkının gözetilmesi ve adalete erişimin kolaylaştırılması reformun amaçlarındandır. reform paketinin ilk kısmının kanunlaşmasıyla büyük hak kayıplarının önüne geçilmiştir.Reformla ilgili en büyük görev uygulayıcılara düşmektedir. Şu unutulmamalıdır ki İngiltere teamüllerle yönetilmekte ve uygulayıcılar arasındaki kararlarda birlik oluşmaktadır. mümkün olmamakla birlikte her olayla ilgili kanun çıkartsak bile önemli olan mevcut kanunların uygulanması ve bu uygulamaların Edirne’den Kars’a kadar aynı ilkelerle, öngörülebilirliği olacak şekilde hayata geçirilmesidir. Yoksa çabaların hepsi kâğıt üzerinde kalacak zararı gören yine halkın vicdanındaki adalet duygusu olacaktır.

Vicdani adaletin en büyük sağlayıcısı helalleşmektir. Alev Alatlı “Helalleşmek mahkemede dava kazanmaktan daha üstün olmalıdır. Çünkü her yasal hak helal değildir ve olamaz.” diyerek toplumumuzun eskiden beri içerisinde barındırdığı uzlaşı kültürünün ve helalleşmenin merkezinde olduğu bir sistem olması gerektiğini belirmiştir. Çalışmalar yapılırken toplumsal vicdana dönerek köklü geçmiş tecrübemize ve değerlerimize bakmalı, evrensel ilkelere sahip Hz. Muhammed’in Veda Hutbe’si, 1970’lere kadar İsrail’de uygulamada kalan Osmanlı’nın Mecelle’si detaylı incelenmeli, halkın hak sınırı mümkün olduğunca genişletilmelidir. Tarihimize baktığımızda şu an Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi’nde portresi asılı bulunan Kanuni Sultan Süleyman, dünyadaki en büyük 23 kanun yapıcısından biri olarak kabul edilmektedir.

Günümüzde de halkın savunma hakkının kısıtlanmadığı, özgür düşüncesini söyleyebildiği, alacaklının malının değeri kaybolmadan hakkını aldığı ve kişinin yapmış olduğu kanunsuz hareket medyaya yansımış olsa da olmasa da aynı cezayı aldığı, öngörülebilirliği olan bir adalet anlayışı güveni beraberinde getirecektir. Unutulmamalıdır ki toplum nezdindeki ekonomik sıkıntılar, siyasi çıkmazlar aşılarak zararları telafi edilebilir ancak adalete güven duygusunun yitirilmesi ve bunun sonucu olarak kişilerin kendi adaletini sağlamaya yöneltilmesi geri dönüşü mümkün olmayan zararlar ortaya çıkartacaktır. Bu sebeple adaletin sağlanması temel gayemiz olmalıdır.

*
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
14 Ağustos 2020
24 Nisan 2020
28 Ağustos 2020
YORUMLAR

  1. Ayşe Kadiroğlu dedi ki:

    Adalet konusunda, yargıda hizmet verenlerin ve yargıya başvuranların beklentilerini, sorunlarını dile getirilmiş. Yargının tanımı, tarihi, bugününü, hukuk terimlerine boğmadan anlatılmış güzel bir yazı.