DOLAR 7,658
EURO 8,907
PARİTE 1,163
ALTIN 458,493
FAİZ 12,950
BİST 1.124,1
BİST30 1.262,5
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Mevzi Sağanak

“Ankara’daki vaka artış hızı İstanbullulara ders olmalı”

“Ankara’daki vaka artış hızı İstanbullulara ders olmalı”
*
15.09.2020

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, son zamanlarda Ankara’da yaşanan vaka artışının İstanbul’da da yaşanabileceğini belirtti. Doç. Dr. Kayıpmaz, “Ankara’daki vaka artış hızı İstanbullulara ders olmalı ve her ne koşulda olursa olsun 3 temel kuraldan taviz verilmemelidir” dedi.Sağlık Bakanı Fahrettin Koca sosyal medya hesabından Cumartesi günü yaptığı paylaşımda, son 1 ay içinde ağır hasta sayısının İstanbul’da yüzde 42 arttığını açıklamıştı. Ankara Şehir Hastanesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Görevlisi ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, Ankara’da yaşanan vaka artışının İstanbul’da da yaşanabileceğini, bunun önlenmesi için maske, mesafe ve hijyen kurallarına çok dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

“ANKARA’DAKİ VAKA ARTIŞ HIZI İSTANBULLULARA DERS OLMALI”

Ankara’nın şu an hastalığın en yoğun olduğu illerden biri olduğunu ancak İstanbul’da da son zamanlarda bir artışın söz konusu olduğunu belirten Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, “Ankara şu an hastalığın en yaygın olduğu illerin başını çekse de İstanbul’un yeni vaka sayısında Ankara’yı kısa sürede yakalaması riski yüksek. Bu riskin temelinde ise Anadolu’ya memleketlerine veya yazlıklarına giden insanların sonbaharın gelmesiyle İstanbul’a dönüşü yatmaktadır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da geçtiğimiz günlerde açıkladığı üzere İstanbul’da vaka sayıları bir önceki haftaya göre yüzde 32, ağır hasta sayısı ise yüzde 42 artmış durumdadır. Bu da İstanbul’da yaşayanlar için son derece önemli bir uyarıcı olmalıdır. Bu veriler gösteriyor ki İstanbullular sosyal hayatta kontrolü elden bırakmamalı, bireysel önlemlere çok dikkat etmelidir. Maskeyi burnu kapatacak şekilde doğru kullanmalı, kalabalık etkinliklerden uzak durmalıdır. Önlemlere uyulmadığı ve salgın öncesindeki gibi yaşamaya devam edildiği sürece ikinci zirvenin bizden hiç de uzakta olmadığını Ankara’da tecrübe etmiş bulunuyoruz. Ankara’daki vaka artış hızı İstanbullulara ders olmalı ve her ne koşulda olursa olsun yukarıdaki 3 temel kuraldan taviz verilmemelidir” şeklinde konuştu.

“TEMASLILAR 14 GÜN SÜREYLE BELİRTİLERİNİ GÖZLEYİP BELİRTİLERİN BAŞLADIĞI GÜN TEST YAPTIRABİLİR”

Covid-19 virüsünü taşıyan bir kişi ile yakın temasa geçildikten sonra eğer virüs bulaşmış ise 2 ila 14 gün arasında belirtilerin başlayabileceğini aktaran Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Kayıpmaz, “Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC), Covid-19 için herkesin test yaptırmasına gerek olmadığını bildirmekte. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Covid-19 hastasıyla yakın temas etmiş bir kişiye, son yakın temastan sonraki kuluçka dönemi içerisinde (2-14 gün) PCR testi yapılabileceğini belirtmekte. Yakın temaslı tanımı; bir Covid-19 hastasına korunmasız biçimde bakım sağlayan sağlık personelini, hastayla el sıkışan veya halay çekmek gibi temaslarda bulunan, 1 metreden yakın mesafede ve 15 dakikadan fazla yüz yüze kalan veya aynı evde yaşayan kişileri kapsamaktadır. Covid-19 hastasıyla yakın temaslı kişilerde belirtiler, temastan sonraki 2 ile 14 gün içerisinde başlayabilir. Bu yüzden yakın temaslılar 14 gün süreyle belirtilerini gözleyip belirtilerin başladığı gün test yaptırabilir. Aynı zamanda bu kişiler 14 gün evde kalmalı ve toplu alanlardan uzak durmalıdır. Toplu alanlara gitmeyi gerektirecek zorunlu hallerde mutlaka maske takmalı ve kişiler arası fiziksel mesafe kuralına özen göstermelidir” ifadelerini kullandı.

“MASKESİZ, MESAFESİZ PAYLAŞIMLARDAN SONRA HASTALIK BELİRTİLERİ BAŞLIYOR”

Salgın ile mücadelede umudun aşı çalışmaları olduğunu ancak aşı bulunana kadar maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyarak korona virüsten korunulabileceğine değinen Bilim Kurulu Üyesi Kayıpmaz, “Salgının bitmesi için önemli gördüğümüz, aşının ne zaman bulunacağı, ona nasıl ulaşılacağı ve etkisinin ne olacağı henüz tam olarak bilinmezken; maske, fiziki mesafe ve el temizliği ile yüzde yüze yakın korunacağımız çok kesindir. Ama son günlerde bu konunun önemsenmemesi biz sağlıkçıları kaygılandırmakta ve çok üzmektedir. Sosyal medyanın yaygın olarak kullanılır hale geldiği bir devirde yaşıyoruz. Artık Instagram kullanıcısı birçok kişi, tedbirlere uyup uymadığınızı anlık görebiliyor. Maskenin, mesafenin unutulduğu ortamlardan fotoğraf paylaşan kişilerin, paylaşımdan sonraki birkaç gün içinde kendilerinde hastalık belirtilerinin ortaya çıkması veya yakın temaslı olduğu kişide Covid-19 saptanması nedeniyle sağlık yardımı arayışına girmesi en çok da sağlık çalışanlarını üzüyor. 6 aydır her gün uzmanlar televizyonlarda, gazetelerde, sosyal medyada önemli uyarılarda bulunuyor. Bu uyarılara aldırış etmeden yaşamına devam edenleri gören sağlık çalışanları, kısa bir süre sonra bu insanları tekrardan sağlığına kavuşturmak için gecesini gündüzüne katıyor. Oysaki o sağlık çalışanlarından aylardır sevdiklerini göremeyen, evlatlarına, ana, babalarına sarılamayanlar var” diye konuştu.

“ÜLKEMİZ DÜNYANIN EN FEDAKAR SAĞLIK ÇALIŞANLARINA SAHİP”

Türkiye’deki sağlık sisteminin birçok ülkeye göre çok güçlü olduğunu belirten Doç. Dr. Kayıpmaz, “Ne gurur vericidir ki ülkemiz dünyanın en fedakâr sağlık çalışanlarına sahiptir. Bu fedakâr sağlık ordusu, filyasyonda, tanıda, tedavide 7 gün 24 saat iş başındadır. Yeni açılan sağlık tesislerimiz dünyanın birçok ülkesinden ziyaretçilerin hayranlığını kazanmış durumdadır. Artık ülkemizde üretilen ilaçlarımız var ve bu ilaçların da katkısıyla hastalığın zatürreye dönüşme oranı belirli bir düzeyin üstüne çıkmadı. Bununla birlikte sağlık çalışanlarımıza, sağlık tesislerimize, tedavi imkanlarımıza güvenerek tedbiri ve sosyal hayattaki kontrolü asla elden bırakmamalıyız” ifadelerini kullandı.

“HES KODUNU YAYGIN OLARAK KULLANALIM”

Hayat Eve Sığar uygulamasının ve HES kodu kullanımının bu dönmede çok önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Kayıpmaz, “Ankara’da, İstanbul’da, Van’da, Diyarbakır’da, Antalya’da, Bodrum’da, Trabzon’da, nerede olursak olalım salgının kontrolü için devletimizin koymuş olduğu kurallara, kanunlara harfiyen uyalım. HES kodunu kurumlarda, okullarda, iş yerlerinde, lokantalarda, pastanelerde, güzellik salonlarında, kuaförlerde, iller arası taşımacılıkta, kısacası her kurum ve işletmede yaygın olarak kullanalım. Böylece riskli kişilerin toplu halde bulunulan ve yakın temas riski olan yerlere girişini kontrol altına alalım” şeklinde konuştu.

(Utku Şimşek /İHA)

*
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.