DOLAR 8,565
EURO 10,143
PARİTE 1,183
ALTIN 496,222
FAİZ 18,730
BİST 1.359,5
BİST30 1.460,1
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32°C
Az Bulutlu

Dünya Günü

27.04.2020

Ulusal egemenliğimizin 100. yılı hepimize kutlu olsun. Balkonlardan İstiklal Marşı okuduk, marşlar söyledik, bayraklarımızı astık ve evlerimizden çıkmıyor olsak da birbirimize yine de birlikte olduğumuzu hatırlattık. Bu hafta aynı zamanda Dünya Günü’nün de 50. yılıydı. Milyonlarca Amerikalı 22 Nisan 1970’te temiz hava, su ve toprak, daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre isteklerini hükümete duyurmak için sokaklara çıktılar. İşte bu gün, dünyada çevre hareketinin başlangıcı olarak her sene kutlanıyor.

Aslında siyasi, ekonomik, ya da çevresel olarak, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakamazsak Çocuk Bayramı sadece bir kutlamadan ibaret olacak. Peki, koronavirüs salgınından neler öğrendik? New York Üniversite’sinde iklim ekonomisti olan Gernot Wagner koronavirüs salgınını, hızlı oynatılan bir küresel ısınma senaryosuna benzetiyor. Burada, hükümetlerin verdiği tepkiler de devletlerin küresel ısınmaya vermiş oldukları tepkilere benziyor. Koronavirüs salgını ve iklim değişikliği arasında çok fazla benzerlik var.

Korona Salgını ve İklim Değişikliği

Öncelikle ikisi de fiziksel temelli problemler. Dolayısıyla, bu fiziksel sorun çözülmedikçe ya da soruna adaptasyon sağlanmadıkça diğer sorunları da çözemiyoruz. Yani salgının önüne geçilmeden, üretime geri dönemiyoruz ve de ekonomiyi düzeltemiyoruz. İkinci olarak, iki sorun da düzensiz ilerliyor. Neden olduğu sorunlar ya da sorunların meydana geldiği bölgeler sürekli değiştiği için her ne kadar geleceğe yönelik tahminlerimiz olsa da yine de her şeyi öngöremiyoruz. Aynı zamanda, hem salgında hem de iklim değişikliğinde büyüme katsayısının da arttığını görüyoruz. Yani lineer olmayan bir tabloyla karşı karşıyayız.

Üstel (logaritmik) büyüme yani büyüme oranının artmasını matematiksel olarak anlayabiliyoruz. Ancak, Hollandalı psikolog Willem A. Wagenaar’ın 1979’da yapmış olduğu bir deneye göre, bu büyümeyi matematiksel ifade etmediğimiz zaman, beynimiz üstel büyümenin nasıl bir patlama yaratabileceğini kolayca anlayamıyor, çünkü lineer düşünmeye daha yatkınız. Testte örnek olarak bir su mercimeğinin küçük bir havuzda artarak çoğalması örneği veriliyor ve sonuç olarak insanların tahminlerinin hep gerçek sonuçların altında kaldığı görülüyor.

Reddetme

Burada bahsettiğimiz tepki, problemin varlığını reddetmekten ziyade, büyüklüğünü ya da etkilerini reddetmek. Bu durumu yıllardır iklim değişikliği için yaşıyoruz. Aslında iklim değişikliğinin var olduğunu biliyoruz, bir şeyler yapmamız gerektiğini de biliyoruz ancak bir yerde inkar ediyoruz ve harekete geçmiyoruz. Salgının ilk günlerinde Covid-19, Çin dışında pek de paniğe neden olmadı, zaten virüsün dünyanın bu tarafına geleceğini de hiç düşünmedik. Salgının başladığı ilk 7-8 haftalık zaman diliminde bize ya da yakınlarımıza direkt bir etkisi olmadığı için işin ciddiyetinin farkına varamadık. Ancak sayılar bir anda yükselmeye başlayınca, üstel büyümenin ne anlama geldiğini anlayabildik. Koronavirüs vakalarının dünyada 100.000’e ulaşması 67 gün sürdü, ikinci 100.000’e yayılması 11 ve üçüncü 100.000’e yayılması ise sadece dört gün aldı.

Salgının ilk günlerinde ABD Başkanı Trump’ın ya da Brezilya’daki Bolsonaro’nun bunun basit bir grip olduğu ya da sadece bir komplo teorisinden ibaret olduğu gibi açıklamalar yaptığını hatırlarsınız. Aynı şekilde İngiltere’de Boris Johnson’ın sürü bağışıklığı adı altında yürüttüğü politikanın aslında çok tehlikeli olduğunu vaka sayıları artınca anlaması ve politikada bir U dönüşü yapması da buna bir örnek. Aynı durum iklim değişikliği için de geçerli. Ne yazık ki, aynı eylemsizliği burada da görebiliyoruz.

Ülkeler, 2015 yılında imzalanan Paris Anlaşmasında, küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmak üzere anlaşmışlardı. Ancak, Paris Anlaşması’ndan sonra, şu anda ekonominin durmasına bağlı yaşadığımız düşüş haricinde, aslında karbondioksit emilimleri artmaya devam etti. Aynı zamanda, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine uyum sağlayabilmesi için verileceği söylenilen fonların da 2018 yılından beri azalmakta olduğunu görüyoruz. Diğer tarafta da, sorunun esas kaynağı olan fosil yakıt şirketlerinin ve yatırımcılarının zaten böyle bir değişikliği istememesi, mevcut durumu sürdürmek amacıyla yaptığı diğer büyük yatırımlar var. Yani ekonomik sistemin değişmesine güç sahipleri izin vermiyorlar.

Benim problemim değil…

Koronavirüsün etkileri Çin’i vurduğunda ve Dünya Sağlık Örgütü diğer ülkeleri de uyarmaya başladığında, haritanın batısındaki ülkeler bu salgına karşı hazırlanmaya başlamamışlardı bile. Kendilerinden uzak olanı inkar ettikleri için de hazırlıksız yakalandılar. Aynı şeyi küresel ısınma için de görebiliyoruz. Şu anda gelişmiş ülkeler iklim değişikliğinin etkilerini hissetmeye başlamış olsa bile, yıkıcı etkilerini henüz görmeye başlamadılar. Ancak, örneğin Guatemala’da iklim değişikliği nedeniyle meydana gelen kuraklıktan ötürü bir sürü insan her sene göç etmek zorunda kalıyor, ve kronik beslenme yetersizliği ülkede büyük bir sorun haline gelmeye başladı bile.

Orta Afrika’da koronavirüs salgını ile birlikte insanlar aynı zamanda bir de çekirge sürüsü ile uğraşıyorlar. Küresel ısınma nedeniyle beklenmedik bir hızla çoğalan çekirgeler normal sayıdan 8.000 kat büyük bir sürüyle tarım alanlarını işgal etmeye başladı. Küçük bir sürü, bir günde 35.000 kişinin yiyeceğini tüketebiliyor ve şu anda 40 km’lik bir genişlikte ilerleyerek on milyonlarca insanın yiyecek kaynaklarını yok ediyorlar. Ancak sorun sınırlarımıza gelene kadar reddetmeye devam ediyoruz. Belki de gelişmiş ülkelerin çevre politikalarını uygulamaktaki isteksizliğini bu şekilde açıklayabiliriz.

Aniden eyleme geçme

Sorun reddedilemeyecek kadar büyüdüğünde ve inkar edilemez bir duruma geldiğinde artık bu konuda eyleme geçmeye başlayabiliyoruz. Ancak üstel büyümenin bir sonucu olarak, eğer sorunu görene kadar beklersek, durdurmak için çok geç kalmış oluyoruz. Birçok ülkede devletler önlem almaya başladığında virüs zaten yayılmaya başlamıştı ve hastaneler kapasitelerinin üzerinde çalışıyordu.

Climate Interactive’in eş başkanı Elizabeth Sawin durumu şöyle açıklıyor: “Hem salgında hem de iklim krizinde, sınırlı bir başa çıkma kapasitesi ile üstel büyümeye karşı savaşmaya çalışıyoruz. İnsanlar, bu tür bir durum ile karşılaştığımızda mevcut gerçekliğin ne olduğuna bakmadan orantısız bir şekilde önlem almamız gerektiğini anlamalı. Çünkü mevcut duruma değil, üstel büyümenin sizi götüreceği noktaya karşı bir hazırlık yapmanız gerekiyor.”

İklim değişikliğinde bu noktaya henüz gelmedik. Çünkü koronavirüsün aksine iklim değişikliği artan bir hızla ilerlese de yavaş yavaş gerçekleşiyor. Salgında günlerden ya da haftalardan bahsederken, iklim değişikliğinde yıllardan ya da onyıllardan bahsediyoruz, en azından şimdilik. Ancak, aynı zamanda salgından daha kalıcı ve yıkıcı bir sorundan da bahsediyoruz.

Salgına hazırlıksız yakalandık, bilim adamları bizi olası bir salgına karşı uyarmıştı fakat ne zaman ya da nasıl olacağını bilmiyorduk. Küresel ısınmada ise, süreç hakkında oldukça bilgi sahibiyiz, üzerinde çok fazla araştırma yapıldı ve aslında durdurmak için ne yapmamız gerektiğini de biliyoruz. Küresel ısınma hakkındaki her şeyi bir tarafa koysak bile, bu salgının hayatımızı ne kadar derinden etkilediğini ve küresel ısınmanın bunun gibi birçok salgına da neden olabileceğini de biliyoruz. Koronavirüs salgınından ders çıkarıp, iklim krizinin ciddiyetini bir an önce anlamamız gerekiyor.

*
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.