DOLAR 6,864
EURO 7,778
PARİTE 1,132
ALTIN 398,08
FAİZ 10,310
BİST 114.80
BİST30 131.28
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Gök Gürültülü

Kadın, Toplum ve Hukuk

22.05.2020

Günümüzde maalesef en çok tartışılan konulardan biri kadına karşı şiddettir. Malumunuz Özgecan ASLAN cinayeti uzun bir süre gündemde kalmıştı. Bunun gibi daha birçok olay yaşanmakla birlikte medyaya yansımamaktadır. Diğer yandan medyaya yansıyan olaylar hem eylemi sıradanlaştırmakta hem de yaygınlaşmasına yol açmaktadır.

Toplumumuzda kadına değer verilmediği, kadına şiddetin yaygın olduğu gibi bir algı oluşturulmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki bizim kültürümüzde kadın el üstünde tutulmaktadır. Bunu ‘hanım’ sözcüğünün yapısına baktığımızda açıkça görmekteyiz. Rivayet odur ki Cengiz Han, bir gün tüm hanlarını toplamış yanına da eşini oturtmuş ve hanlarına ‘Ben hanlar hanı Cengiz Han, bu da benim han’ım’ diyerek eşini göstermiştir. Buradan hanım sözcüğü kullanılagelmektedir. Hükümdarların hükümdarı olarak eşini gören bir kültürden gelmekteyiz. Aynı şekilde inancımızda da Hz. Muhammed (s.a.v.) ‘Cennet, annelerin ayaklarının altındadır.’  hadis-i şerifiyle anneliğin önemini vurgulamıştır. Eşi, Hz. Hatice ile beraber ticaret yapan Hz. Muhammed (s.a.v.) kadınların iş yaşamında da olduğunu yaşamıyla vurgulamıştır. Bununla birlikte seçme ve seçilme hakkını kadınlara vererek dünyada da örnek teşkil etmiş bir ülkeyiz.

Ayrıca cinsel taciz ve çeşitli saldırılar en çok savaşlarda yaşanmakta ve bunlar rapor edilmemektedir. İkinci Dünya Savaşı sırasında Kore’de çoğu Koreli olan 100-200 bin Asyalı kadın Japon askerleri tarafından kaçırılmış ve cinsel tutsaklığa mahkum edilmek üzere cepheye gönderilmiştir. Günümüzde savaş bölgelerinde hala kayıtlara geçmeyen savaş suçlarının olduğu bilinmektedir.

Bugün, toplumdaki kadın cinayetlerini ve kadına yönelik aşağılayıcı hareketleri toplumun bir kesimine yüklemek kendi kültürümüzün getirdiklerine yabancılaşmak anlamına gelmektedir. Çünkü bu global bir sorundur ve dünya, bununla baş etmeye çalışmaktadır. BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) 2019 Küresel Cinayet Raporuna göre 183 ülke arasında her yüz binde gerçekleşen ölüm sayısı:

Ülkeler arası sıralamaHer yüz binde gerçekleşen ölüm sayısı
1 Honduras          (48)
2 Zimbabve          (25,6)
47 Rusya                 (4,2)
63 Litvanya            (3,2)
91 ABD                    (2,1)
102 Estonya             (1,6)
111 İran                    (1,4)
134 Belçika               (0,9)
138 Kanada              (0,8)
140 İngiltere            (0,8)
150 Finlandiya         (0,7)
153 Türkiye              (0.64)
155 Almanya           (0,6)
182 Japonya            (0,2)
183 İzlanda              (0,1)

Bu tabloya baktığımızda Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde kadın cinayetlerinin Türkiye’den fazla olduğunu görmekteyiz. Ülkemizde bu suçları azaltmak ve toplum yapısını korumak için 6284 sayılı ‘Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’ yürürlüktedir. Burada şiddet kelimesinden maksat sadece fiziki şiddet değildir.  Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranış olarak tanımlanmıştır.

Herhangi bir şekilde şiddete uğrayan taraf, kolluk kuvvetlerine başvurmak suretiyle koruma kararı aldırabilecektir. Buna başka bir yerde barınma ve psikolojik tedavi gibi yardımlar da ek olarak verilebilecektir.

Mahkemece verilen tedbir kararının süresi ise kanunda 6 ay olarak belirlenmiştir. Mahkemece gerekli görüldüğü takdirde bu süre tekrar uzatılabilecektir.

*
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.